Davranışlarımız, düşüncelerimiz, hareketlerimiz bir bütün olarak olumsuz sonuçlar doğurduğunda ve bizi aslında olmak istemediğimiz bir yere sürüklediğinde bu durumdan kurtuluşun çaresini süregelen davranışların tam karşıtı olan eylemlere yönelmekte ararız.  Boyun eğici, yumuşak başlı yapımız varsa bu durum sıkça karşılaşılan iyi niyetin suiistimal edilmesi yüzünden bizi insanlarla ilişkilerde zayıf gösteriyorsa saldırgan, öfkeli, asık suratlı zor bir insan gibi davranmanın bu sorunu çözeceğini düşünürüz. Kendimizi sürekli kısıtlayarak yaşamanın getirdiği sorunlardan kurtuluşun sınırsız özgürlük olduğunu düşünmemiz gibi. Yahut özgüvensizliğimizi çoğu zaman kibirle telafi etmeye yatkın olmamız gibi.

Bu saikten yola çıkılarak geliştirilen davranışlar, beklenen sonuçları vermezler. Soruna sebep veren davranışların tam zıddı da sorunlara sebep verir. Ait olunan, içselleştirilmiş bir davranışı değil telafi amacıyla sığınılan eğreti bir ruh halini temsil ederler.

    Fazla kilo problemi yaşayan danışanlarımla çalışırken sıkça karşılaştığım bir durumdur:  Zayıflamak için neredeyse insan üstü bir çaba sarf etmek, inatla aç kalmak, sıkı, yıpratıcı diyetler yapmak, güçten düşme pahasına saatlerce spor yapmak....  Bütün bu çabaların, kendini yemek konusunda ne pahasına olursa olsun sınırlama çabasının sonunda kişi, geçici bir zafer elde eder. İstediği kadar olmasa bile ciddi şekilde kilo vermiştir. Kendini amacına ulaşmış hisseder. Ama bunun hemen akabinde zorlama bir kendini sınırlama ile verilen kilolar hızla geri döner,  ekseriyetle eskisinden daha kilolu hale gelir. Çünkü bilinçaltı insan doğasını zorlayan aç kalmaların, bitmez tükenmez egzersizlerin yarattığı yıkımı sınırsız şekilde yiyip içerek telafi etme yolunu seçmiştir. Çünkü kendimizi normal olanı yok sayacak ölçüde kısıtladıkça, konu yemek yemekse örneğin, bir süre sonra sınırsızca yiyebilmenin gerçek durum olduğuna inanmaya başlarız. . İşin gerçeği sınırsızlığın kaos olmasıdır.

   Çözüm doğal yapımıza dönmektir. Acıkınca yemek yemek, doyduğumuzda bırakmak, acıkınca tekrar yemek ve doyunca yeniden bırakmak; doğal döngüye bağlı kalmaktır. Bu özümüze dönme yolculuğunda ilk aşamadır. Yemek yeme davranışımızı doğal seyrine taşırken kendimizi kısıtlamamak önemlidir, bununla birlikte öğünleri arttırarak ya da doyma limitinin ötesinde çok yiyerek doğal döngüyü aksi yönde zorlamaktan kaçınmak gerekir.  Belirli bir düzen içinde karnımızı doyurmak esas amaç olmalıdır.  Akşam belli bir saatten sonra yemek yememek, her öğüne uygun gıdalar tercih etmek ve en önemlisi kendimize uygun düzenlemenin ve doğal akışın dışına çıkmamaya özen göstermek fazla kilo sorununu çözmenin en etkili yolu olacaktır.  Etki-tepki ile sonuç almaya çalışmanın kısır döngüsünden kurtulup doğal olana yönelmek birçok yaşamsal sorunumuzu çözmemizin önkoşuludur.

 

* Yukarıda bahsedilen yöntemler kişiden kişiye değişiklik gösterebilir. Her danışanda aynı sonuca ulaşma garantisi verilemez.